ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Üye Ol

Bütün Kitaplar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 >>
Seçme Öyküler 2
Anton ÇEHOV
“Eh!” dedi. “Siz bana nasıl yaşadığımı soruyorsunuz! Biz burada nasıl yaşayabiliriz? Yaşamıyoruz ki, ihtiyarlıyoruz, şişmanlıyoruz, sönüp gidiyoruz. Birbirinden ayırt edilmeyen günler ve geceler, sönük, anlamsız, en küçük bir iz bırakmadan geçip gidiyor. Gündüz para kazanmak, akşamları kulüp, katlanamadığım kumarcılar, içkiciler, kısık sesliler topluluğu. Bunun neresi iyi?” “İoniç”ten Bize okuma yazma değil, tinsel yetenekleri açığa vurmak için özgürlük gerek. Okullar değil, üniversiteler gerek. “Asma Katlı Ev”den Benim bütün hastalığım, yirmi yılda bütün kasabada bir akıllı insan bulabilmem ve bu bulduğum kişinin de bir deli oluşudur. “Altıncı Koğuş”tan Matematik...
Seçme Öyküler 1
Anton ÇEHOV
Dimov’un sakalı ise tüccarların sakalına benziyordu. Tabii, Dimov eğer bir ressam ya da yazar olsaydı, o zaman herkes sakalının tıpkı Zola’ya benzediğini söylerdi. “Çekirge”den Mezarlıktan iyi bir ruh hâliyle döndük. Ama aradan bir hafta geçmeden, genelgelerle yasak edilmeyen, ne var ki tamamıyla izin de verilmeyen yaşam, o sert, o yorucu, o anlamsız hayat, yine eskisi gibi akıp gitmeye başladı. “Kılıflı Adam”dan ‘Daha başka duygular...’ diye düşünüyordu... ‘Bunlarda hiç duygu olmadığı çok doğru... İşte şimdi amirlerimin evine ziyarete gideceğim, imza defterine imza atacağım... Bütün bunları yaparken insan hiçbir şey duymuyor ki! Öyle işte, boşu boşuna... Yani bir çeşit tebrik...
Ortaçağ Tarihi
Ye. AGIBALOVA, G. DONSKOY
Ortaçağ tarihini, feodalizmin kuruluşu, gelişmesi ve sonra kapitalizmin serpilmesi ve ilk burjuva devrimleriyle birlikte çöküşü çerçevesinde ele alan Ortaçağ Tarihi, 5. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasındaki sınıf mücadelelerinin kapsamlı bir panoramasını sunuyor. Tarihsel materyalist yöntemi evrenselci bir bakış açısıyla birleştiren eser, Ortaçağ tarihini Batı Avrupa feodalizmiyle sınırlayan alışıldık bakış açısının ötesine geçerek, Avrupa, Ortadoğu, Hint ve Çin tarihlerinin birlikte düşünülebileceği bir çerçevve sunuyor. Tarihin akışını imparatorlukların, krallıkların ve aristokratların hâkimiyet ve iktidar mücadelelerinden ibaret görmeyen yazarlar, köylülerin, zanaatkârların ve işçilerin...
Çin'in Yirminci Yüzyılı
Wang HUI
Çin’in Yirminci Yüzyılı, dalga boylarını ölçen, akıntılardan geriye kalanları inceleyen, yıkıcı ve yapıcı güçleri yeniden değerlendiren, devrimlerin ve geri çekilmelerin ardından inatla eşitliğe giden yolu takip eden bir yapıt. Ülkesi Çin’in yanı sıra Avrupa ve ABD’de yaptığı akademik çalışmalarla, Çin üzerine aydınlatıcı bir külliyatın oluşmasına önemli katkılar sunan Wang Hui, bu kitabında, 20. yüzyıl boyunca Çin’de yaşanan politika değişikliklerine ve devrimlere odaklanıyor. Yapıtına, 1911 Devrimi ve Çin’de çağdaş siyasetin doğuşuyla başlayan Hui, siyasi yaşamdaki ilk kımıldanmaların,1960’lardaki radikal tomurcuklanmanın ve daha yakın dönemdeki liberalleşmenin izlerini sürerek bügünkü...
Ulusun Ölümü ve Arap Devriminin Geleceği
Vijay PRASHAD
Vijay Prashad, daha önce yine Yordam Kitap tarafından yayımlanan Arap Baharı, Libya Kışı’nın ardından yeni bir kitapla Arap devrimine ve Ortadoğu’nun geleceğine bakıyor. Bir gazetecinin keskin gözleriyle, bir akademisyenin bilimsel titizliğini ustaca kaynaştıran Prashad, bizi 2010’dan bu yana Ortadoğu’da yaşanan baş döndürücü değişimlerin izinde bir yolculuğa çıkarıyor. Lübnan’ın El Kaide kontrolündeki bölgelerinden Mısır’ın varoşlarına, Rojava Devrimi’nden AKP’nin başını çektiği karşı-devrim kampına, Prashad’ın peşinde olduğu soru hep şu: Nasıl oldu da Arap devrimi emekçilerin ellerinden çalındı ve kanlı bir mezhepsel çatışmaya dönüştürüldü? Prashad, Arap Baharı’nın ne Tahrir Meydanı’nın...
Fesat
Paul NIZAN
Jean Paul Sartre, yakından tanıdığı ve sevdiği Nizan’ın bu çok boyutlu romanı için yazdığı uzun bir yazıda eseri ayrıntılı olarak incelemekte ve şöyle demektedir: “Nasıl Marx’ta, özellikle meta fetişizmini çözümlediği ilginç bölümlerde, ekonomik kavramların bir fenomenolojisi varsa, onun gibi Nizan’da da, hareket hâlinde bir kavram olan gençliğin, toplumsal ve tarihsel verilerden kalkarak yapılmış bir saptaması ve betimlemesi vardır ki, o da bir fenomenolojidir. Kitabının büyük değeri bu karmaşık tarih ve çözümleme payının varlığından doğuyor.” Fesat, 1905 doğumlu yazarın, 1940 yılında cephede ölmeden önce kaleme aldığı ve dönemin gençlik hareketinin erdemleri ile zaaflarını anlattığı...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy'un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy'un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Ana
Maksim GORKİY
Rus ve dünya edebiyatının klasik yapıtları arasında özel bir yere sahiptir Ana. Rusya’yla birlikte dünyayı da sarsan devrimlerin “ruhu”nu, en içten ve çarpıcı biçimde veren romanların başındadır. Bir çırpıda okunan akıcı romanında, 20. yüzyıl başındaki tarihsel ve toplumsal dönüşümleri, devrimleri ve sınıf çatışmalarını “içeriden” anlatırken, unutulmaz kahramanlar inşa etmiştir Maksim Gorki. Pavel ve Ana (Pelageya), romanın yazıldığı günlerden bugüne dünya edebiyatının canlı birer kahramanı olarak hep aramızdadır. İşçisi, köylüsü, öğrencisiyle mücadeleye katılan farklı kahramanlar, hayatlarını feda edenler, bir kenardan izleyenler, ispiyoncular, işbirlikçiler, bürokratlar…...
Hayır De!
Wolfgang BORCHERT
Almanya’da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert’in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. Hayır De!’yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından...
Bütün Kitaplar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 >>

Website Security Test