ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Edebiyat << 1 2 3 4 5 6 7 8 9 >>
Seçme Öyküler 1
Anton ÇEHOV
Dimov’un sakalı ise tüccarların sakalına benziyordu. Tabii, Dimov eğer bir ressam ya da yazar olsaydı, o zaman herkes sakalının tıpkı Zola’ya benzediğini söylerdi. “Çekirge”den Mezarlıktan iyi bir ruh hâliyle döndük. Ama aradan bir hafta geçmeden, genelgelerle yasak edilmeyen, ne var ki tamamıyla izin de verilmeyen yaşam, o sert, o yorucu, o anlamsız hayat, yine eskisi gibi akıp gitmeye başladı. “Kılıflı Adam”dan ‘Daha başka duygular...’ diye düşünüyordu... ‘Bunlarda hiç duygu olmadığı çok doğru... İşte şimdi amirlerimin evine ziyarete gideceğim, imza defterine imza atacağım... Bütün bunları yaparken insan hiçbir şey duymuyor ki! Öyle işte, boşu boşuna... Yani bir çeşit tebrik...
Fesat
Paul NIZAN
Jean Paul Sartre, yakından tanıdığı ve sevdiği Nizan’ın bu çok boyutlu romanı için yazdığı uzun bir yazıda eseri ayrıntılı olarak incelemekte ve şöyle demektedir: “Nasıl Marx’ta, özellikle meta fetişizmini çözümlediği ilginç bölümlerde, ekonomik kavramların bir fenomenolojisi varsa, onun gibi Nizan’da da, hareket hâlinde bir kavram olan gençliğin, toplumsal ve tarihsel verilerden kalkarak yapılmış bir saptaması ve betimlemesi vardır ki, o da bir fenomenolojidir. Kitabının büyük değeri bu karmaşık tarih ve çözümleme payının varlığından doğuyor.” Fesat, 1905 doğumlu yazarın, 1940 yılında cephede ölmeden önce kaleme aldığı ve dönemin gençlik hareketinin erdemleri ile zaaflarını anlattığı...
Hayır De!
Wolfgang BORCHERT
Almanya’da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert’in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. Hayır De!’yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından...
Kalkın Nazım'a Gidelim
Fahri ERDİNÇ

Fahri Erdinç'le Nâzım Hikmet arasında yıllarca süren bir usta-çırak ilişkisi, onları yurt dışında buluşturan bir yazgı ortaklığı, siyasal çalışma sürecinde oluşan bir yoldaşlık ilişkisi vardır.

Fahri Erdinç, Kalkın Nâzım'a Gidelim kitabında bütün bu ilişkilerden yola çıkarak anılarını anlatıyor. Nâzım gerçeğini anlatmak savıyla yazılan birtakım kitaplarda onu yalnız bir yönüyle, sözgelimi yalnızca ideolojik çizgisi içinde, örgütünün anlam ve eylem sınırlarıyla bir militan olarak ya da yalnız kusurlarıyla görmek ve göstermek isteyenlere karşı çıkmak için.

Erdinç'e göre, o hem sanatçı, hem militan olarak her yanıyla, her türlü aydınlıkta görülmeli ve gösterilmeli....

Merhamet
Stefan ZWEIG
Katıldığı neşeli bir davette ilk kez gördüğü güzel Edith’i dansa kaldırmak isteyen genç teğmen Hofmiller, kızın narin bedeninin hıçkırıklarla sarsıldığını görünce donup kalır. Edith ve ailesi ile ilgili, o davetteki hemen herkesin bildiği ama toy teğmenin bilmediği bazı sırlar vardır. Stefan Zweig’ın sürgün yıllarında kaleme aldığı son birkaç yapıtından biri olan Merhamet, yanlışlıkla başlayıp pişmanlıkla sona eren bir trajedi. Zweig, merhamet duygusunun yaratıcılığı ve yok ediciliği üzerine düşünmeye çağırıyor okurlarını. Çünkü bu dünyada “vicdan hatırladıkça, hiçbir suç unutulmaz”. Yordam Kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük yazarlardan Stefan Zweig’ın en...
Amok - Usta İşi
Stefan ZWEIG
Kendi halinde yaşayan bir köy doktorunun hayatı, yüzünü tülle gizleyen esrarengiz bir kadının yasadışı kürtaj için kapısını çalmasıyla çığırından çıkar. Kadın evine girdikten bir saat sonra, doktor geçmişini bir kenara fırlatarak boşluğa atılmış; sonunda her şeyini yitireceği o çılgın koşuya başlamıştır, tıpkı bir amok gibi... Amok, Malezya yerlilerinde görülen bir delilik hali... Buna yakalananlar, ileriye atılır ve nereye gittiğini bilmeden durmadan koşar, önüne çıkanı öldürür. Geldiğini görenler, tehlikeyi çevreye duyurmaya çalışarak bağırırlar: ‘Amok! Amok!’ Herkes kaçar.. Ama bir amok’un delice koşusu sonsuza dek, cezasız süremez. Yordam Kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılda...
Gözleri Açık Gidenler
Miguel Angel ASTURIAS
Latin Amerika edebiyatının büyük ustası Miguel Angel Asturias, bölgenin yerel halklarının, köylülerin ve emekçilerin yaşamlarını, kölelikle eşdeğer çalışma koşullarını, doğayla ve sömürücülerle sürdürdükleri mücadelelerini anlattığı destansı üçlemesinin bu ayağında, Muz Şirketi’ne karşı gerçekleştirilen grev ekseninde, “gözleri açık gidenler”e ve onların ardından sürdürülen kavgaya odaklanıyor. Gözleri açık gidenler, toplumsal mücadelelerde yitirilen değerler; eşit ve özgür yarınlarda huzur bulabilsin, gözleri artık kapanabilsin diye… Asturias’ın çizdiği renkli karakterler arasında sıradan köylüler, Yerliler ve işçilerle birlikte, devrimci önderler, öğretmenler, çocuklar, ABD askerleri,...
Yeşil Papa
Miguel Angel ASTURIAS
Latin Amerika edebiyatının Nobel ödüllü yazarlarından ve “büyülü gerçekçilik” akımının kurucularından Miguel Angel Asturias, ülkesi Guatemala’nın ve yerli halkın toplumsal sorunları özelinde, dünyaya, doğaya, emperyalist sömürüye ve kurtuluş olanaklarına bakmaya, kendine has edebî diliyle okurları mest etmeye Yeşil Papa’da da devam ediyor. Asturias’ın “Muz Trilojisi” olarak da bilinen üçlemesinin ikinci kitabının odağında, Chicago’daki büyük muz tröstünün başkanı, “Yeşil Papa” lakaplı Geo Maker Thompson var. Toprakları, çaresizliklerinden ya da zorla ellerinden alınan köylüler ve Yerliler, birleştirilerek büyük muz tarlaları hâline getirilmiş kendi eski arazilerinde, çok ağır...
Suç ve Ceza
Fyodor DOSTOYEVSKİ
“Hemen şimdi bir şeyler yapmak gerek,” diye söylenir Raskolnikov. “Ne olursa olsun bir şeyler yapmak için karar vermek ya da büsbütün yaşamaktan vazgeçmek...” Yoksul ve onurlu Raskolnikov’un tavan arasındaki öğrenci odasında yaşadığı ikilem ve sonrasında tasarladığı cinayet Rusya’da bir fırtınanın kopmasına neden olmuştu. Suç ve Ceza farklı dillere çevrildiğinde, yazarı Dostoyevski’yi dünya edebiyatının zirvesine taşıdı. Yüz elli yıllık bu başyapıt hâlâ en çok sevilen ve en çok okunan romanlar arasında. Çünkü zaman, Suç ve Ceza’nın ele aldığı meseleleri eskitemedi. İyi ile kötü arasındaki savaş bugün de sürüyor ve bir zamanlar Raskolnikov’un yaptığı gibi, modern...
Guatemala’da Hafta Tatili
Miguel Angel ASTURIAS
Guatemala’da Hafta Tatili, dünyanın en büyük yazarlarından, Nobel ödüllü Miguel Angel Asturias’ın halkına adadığı bir kitap. Asturias bu eserinde, ABD marifetiyle başlatılan kanlı darbe sırasında, Guatemala halkının çektiği acıları ve barbarlığa karşı verdiği mücadeleyi çarpıcı kesitlerle hikâye ediyor. Komünizmle mücadele dernekleri, mezarları kendilerine kazdırılarak kurşuna dizilen sendikalı işçiler, halkı kırıp geçiren paramiliter güçler, silahsız insanların inatçı ve beklenmedik direnişleri, kitle hâlinde tutuklamalar, iftira ve gözden düşürme kampanyaları… Asturias’ın üstün sanat dili, en acı gerçekleri, en çıplak haliyle resmederken bile tavizsiz, benzersiz. “Bir haydut...
Edebiyat << 1 2 3 4 5 6 7 8 9 >>

Website Security Test