ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Üye Ol

Edebiyat 1 2 3 4 5 6 7 8 >>
Fesat
Paul NIZAN
Jean Paul Sartre, yakından tanıdığı ve sevdiği Nizan’ın bu çok boyutlu romanı için yazdığı uzun bir yazıda eseri ayrıntılı olarak incelemekte ve şöyle demektedir: “Nasıl Marx’ta, özellikle meta fetişizmini çözümlediği ilginç bölümlerde, ekonomik kavramların bir fenomenolojisi varsa, onun gibi Nizan’da da, hareket hâlinde bir kavram olan gençliğin, toplumsal ve tarihsel verilerden kalkarak yapılmış bir saptaması ve betimlemesi vardır ki, o da bir fenomenolojidir. Kitabının büyük değeri bu karmaşık tarih ve çözümleme payının varlığından doğuyor.” Fesat, 1905 doğumlu yazarın, 1940 yılında cephede ölmeden önce kaleme aldığı ve dönemin gençlik hareketinin erdemleri ile zaaflarını anlattığı...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy'un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy'un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Ana
Maksim GORKİY
Rus ve dünya edebiyatının klasik yapıtları arasında özel bir yere sahiptir Ana. Rusya’yla birlikte dünyayı da sarsan devrimlerin “ruhu”nu, en içten ve çarpıcı biçimde veren romanların başındadır. Bir çırpıda okunan akıcı romanında, 20. yüzyıl başındaki tarihsel ve toplumsal dönüşümleri, devrimleri ve sınıf çatışmalarını “içeriden” anlatırken, unutulmaz kahramanlar inşa etmiştir Maksim Gorki. Pavel ve Ana (Pelageya), romanın yazıldığı günlerden bugüne dünya edebiyatının canlı birer kahramanı olarak hep aramızdadır. İşçisi, köylüsü, öğrencisiyle mücadeleye katılan farklı kahramanlar, hayatlarını feda edenler, bir kenardan izleyenler, ispiyoncular, işbirlikçiler, bürokratlar…...
Hayır De!
Wolfgang BORCHERT
Almanya’da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert’in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. Hayır De!’yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından...
Kalkın Nazım'a Gidelim
Fahri ERDİNÇ

Fahri Erdinç'le Nâzım Hikmet arasında yıllarca süren bir usta-çırak ilişkisi, onları yurt dışında buluşturan bir yazgı ortaklığı, siyasal çalışma sürecinde oluşan bir yoldaşlık ilişkisi vardır.

Fahri Erdinç, Kalkın Nâzım'a Gidelim kitabında bütün bu ilişkilerden yola çıkarak anılarını anlatıyor. Nâzım gerçeğini anlatmak savıyla yazılan birtakım kitaplarda onu yalnız bir yönüyle, sözgelimi yalnızca ideolojik çizgisi içinde, örgütünün anlam ve eylem sınırlarıyla bir militan olarak ya da yalnız kusurlarıyla görmek ve göstermek isteyenlere karşı çıkmak için.

Erdinç'e göre, o hem sanatçı, hem militan olarak her yanıyla, her türlü aydınlıkta görülmeli ve gösterilmeli....

Merhamet
Stefan ZWEIG
Katıldığı neşeli bir davette ilk kez gördüğü güzel Edith’i dansa kaldırmak isteyen genç teğmen Hofmiller, kızın narin bedeninin hıçkırıklarla sarsıldığını görünce donup kalır. Edith ve ailesi ile ilgili, o davetteki hemen herkesin bildiği ama toy teğmenin bilmediği bazı sırlar vardır. Stefan Zweig’ın sürgün yıllarında kaleme aldığı son birkaç yapıtından biri olan Merhamet, yanlışlıkla başlayıp pişmanlıkla sona eren bir trajedi. Zweig, merhamet duygusunun yaratıcılığı ve yok ediciliği üzerine düşünmeye çağırıyor okurlarını. Çünkü bu dünyada “vicdan hatırladıkça, hiçbir suç unutulmaz”. Yordam Kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük yazarlardan Stefan Zweig’ın en...
Amok - Usta İşi
Stefan ZWEIG
Kendi halinde yaşayan bir köy doktorunun hayatı, yüzünü tülle gizleyen esrarengiz bir kadının yasadışı kürtaj için kapısını çalmasıyla çığırından çıkar. Kadın evine girdikten bir saat sonra, doktor geçmişini bir kenara fırlatarak boşluğa atılmış; sonunda her şeyini yitireceği o çılgın koşuya başlamıştır, tıpkı bir amok gibi... Amok, Malezya yerlilerinde görülen bir delilik hali... Buna yakalananlar, ileriye atılır ve nereye gittiğini bilmeden durmadan koşar, önüne çıkanı öldürür. Geldiğini görenler, tehlikeyi çevreye duyurmaya çalışarak bağırırlar: ‘Amok! Amok!’ Herkes kaçar.. Ama bir amok’un delice koşusu sonsuza dek, cezasız süremez. Yordam Kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılda...
Savaş ve Barış
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Bir kitap ne zaman biter? Son sayfa bitince mi? Savaş ve Barış’ın bitmediğini, sizinle yaşamaya devam ettiğini göreceksiniz. Nikolay’ın bir gün bir yerde ettiği herhangi bir söz, ansızın gelip canlanacak zihninizde. Nataşa’nın uçuşan dantelli elbiseleri ve sonsuz neşesi, attığınız kahkahalara yansıyacak. Gördüğünüz bir meşe ağacına Andrey’in gözleriyle baktığınızı fark edeceksiniz. Bir parça bisküvi kırıntısı size Petya’yı hatırlatacak. Gördüğünüz her güzel kadını Elen’le kıyaslayacaksınız, yaşamın size batan kıymıkları Piyer’i daha fazla sevmenize neden olacak. Savaş meydanında sadece toplar ve gülleler değil, atlar ve kimsesiz köpekler de olduğunu bilecek, siz de belki Platon...
Savaş ve Barış
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy’un olağanüstü karakter betimlemeleri, doğa tasvirleri ve gerçekçi bakışıyla zenginleşen bu dev yapıt, belirli bir zaman ve mekânın dışına çıkarak tarihin doğasını, yaşamı ve insanı mercek altına almaktadır. 160’a yakını gerçek olmak üzere yaklaşık 600 kahraman, kurgu ile gerçek arasındaki çizginin belirsizliğinde, tanıklık ettikleri döneme okurun da sokulmasına izin veriyor. Tolstoy, farklı sosyal sınıflardan ve farklı cinsiyetlerdeki bu yüzlerce karakteri başarıyla yansıtıyor, konuşturuyor ve o ustaca dokunuşuyla onları sayfalardan taşırıp belleklerimize kazıyor… Büyük yazarın savaşı anlatırken kullandığı görsel ayrıntı zenginliği, anlatıyı sinematografik bir çizgiye...
Edebiyat 1 2 3 4 5 6 7 8 >>