ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Üye Ol

Edebiyat 1 2 3 4 5 6 7 8 >>
Çimento
Fyodor GLADKOV
"Çimentoyu iyi verirsen tutar. Çimento, biziz. Çimento işçi sınıfıdır." Fyodor Gladkov’un, 1917 Bolşevik İhtilali sonrasında ve iç savaş koşullarında bir taşra kentinde yaşanan kavgaları ve dönüşümleri anlattığı efsanevi romanı Çimento, çağdaş Rus edebiyatının ve toplumcu gerçekçi akımın en çok okunup tartışılan eserlerinden biri olageldi. Bir yanda toplumun çıkarı için varını yoğunu ortaya koyanlar; diğer yanda avantacıları, numaracıları, hırsızları ve bürokratlarıyla kendi çıkarının peşinde koşanlar… Bir yanda “yeni toplum”un habercileri, neferleri, önderleri; diğer yanda “eski toplum”un posaları, artıkları, lekeleri… Gladkov’un bu bir solukta okunan romanında, iç savaşın...
Atsineği
Ethel L. VOYNICH
Atsineği, klasik romanların o hiçbir şeyle değiştirilemez okuma keyfini sunan, okurunu roman kahramanlarıyla birlikte “yaşamın ve mücadelenin ta ortasına fırlatan” bir yapıt. İrlandalı yazar Ethel Lilian Voynich, İtalya’nın 19. yüzyıldaki birlik ve bağımsızlık mücadelesinden heyecan dolu bir kesite odaklanırken; devrimci çevrelerdeki tartışmaları, kahramanlarının dönüşümünü, baba-oğul arasına giren dinsel meseleleri ve derinden derine ilerleyen bir aşk ilişkisini sürükleyici bir dille anlatıyor. Bir dönem özellikle Sovyet Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde çok popüler olan Atsineği, Bolşevik Devrimi’nin ardından okuma programlarına alınıyor, baskı üstüne baskı yapıyor, iki buçuk...
Duman
İvan S. TURGENYEV
"Birdenbire ona her şey bir duman gibi göründü: Kendi yaşamı, Rus yaþamı, insan yaşamı, hele Rus yaþamı ona tümüyle bir duman gibi göründü. ‘Her şey duman ve buhar,’ diye düşünüyordu. Sanki her şey durmadan değişiyordu. Her yerde yeni yüzler, yeni biçimler görünüyor, sanki olaylar birbirini kovalıyordu. Oysa aslında her şey aynıydı. Her şeyde bir hareket, bir acelecilik göze çarpıyor, her şey hiçbir iz bırakmadan, hiçbir şeye erişmeden yitip gidiyordu." Turgenyev, toprak reformundan birkaç yıl sonra, 1867 yılında yayımlanan eseri Duman’da, Rusya’ya Avrupa’dan bakarak, hem aristokrat çevreyi hem Slavofilleri hem de aydınları eleştirir. Özellikle Rus soylu ve aydınlarına...
Ana
Maksim GORKİY
Rus ve dünya edebiyatının klasik yapıtları arasında özel bir yere sahiptir Ana. Rusya’yla birlikte dünyayı da sarsan devrimlerin “ruhu”nu, en içten ve çarpıcı biçimde veren romanların başındadır. Bir çırpıda okunan akıcı romanında, 20. yüzyıl başındaki tarihsel ve toplumsal dönüşümleri, devrimleri ve sınıf çatışmalarını “içeriden” anlatırken, unutulmaz kahramanlar inşa etmiştir Maksim Gorki. Pavel ve Ana (Pelageya), romanın yazıldığı günlerden bugüne dünya edebiyatının canlı birer kahramanı olarak hep aramızdadır. İşçisi, köylüsü, öğrencisiyle mücadeleye katılan farklı kahramanlar, hayatlarını feda edenler, bir kenardan izleyenler, ispiyoncular, işbirlikçiler, bürokratlar…...
Seçme Öyküler 2
Anton ÇEHOV
“Eh!” dedi. “Siz bana nasıl yaşadığımı soruyorsunuz! Biz burada nasıl yaşayabiliriz? Yaşamıyoruz ki, ihtiyarlıyoruz, şişmanlıyoruz, sönüp gidiyoruz. Birbirinden ayırt edilmeyen günler ve geceler, sönük, anlamsız, en küçük bir iz bırakmadan geçip gidiyor. Gündüz para kazanmak, akşamları kulüp, katlanamadığım kumarcılar, içkiciler, kısık sesliler topluluğu. Bunun neresi iyi?” “İoniç”ten Bize okuma yazma değil, tinsel yetenekleri açığa vurmak için özgürlük gerek. Okullar değil, üniversiteler gerek. “Asma Katlı Ev”den Benim bütün hastalığım, yirmi yılda bütün kasabada bir akıllı insan bulabilmem ve bu bulduğum kişinin de bir deli oluşudur. “Altıncı Koğuş”tan Matematik...
Seçme Öyküler 1
Anton ÇEHOV
Dimov’un sakalı ise tüccarların sakalına benziyordu. Tabii, Dimov eğer bir ressam ya da yazar olsaydı, o zaman herkes sakalının tıpkı Zola’ya benzediğini söylerdi. “Çekirge”den Mezarlıktan iyi bir ruh hâliyle döndük. Ama aradan bir hafta geçmeden, genelgelerle yasak edilmeyen, ne var ki tamamıyla izin de verilmeyen yaşam, o sert, o yorucu, o anlamsız hayat, yine eskisi gibi akıp gitmeye başladı. “Kılıflı Adam”dan ‘Daha başka duygular...’ diye düşünüyordu... ‘Bunlarda hiç duygu olmadığı çok doğru... İşte şimdi amirlerimin evine ziyarete gideceğim, imza defterine imza atacağım... Bütün bunları yaparken insan hiçbir şey duymuyor ki! Öyle işte, boşu boşuna... Yani bir çeşit tebrik...
Fesat
Paul NIZAN
Jean Paul Sartre, yakından tanıdığı ve sevdiği Nizan’ın bu çok boyutlu romanı için yazdığı uzun bir yazıda eseri ayrıntılı olarak incelemekte ve şöyle demektedir: “Nasıl Marx’ta, özellikle meta fetişizmini çözümlediği ilginç bölümlerde, ekonomik kavramların bir fenomenolojisi varsa, onun gibi Nizan’da da, hareket hâlinde bir kavram olan gençliğin, toplumsal ve tarihsel verilerden kalkarak yapılmış bir saptaması ve betimlemesi vardır ki, o da bir fenomenolojidir. Kitabının büyük değeri bu karmaşık tarih ve çözümleme payının varlığından doğuyor.” Fesat, 1905 doğumlu yazarın, 1940 yılında cephede ölmeden önce kaleme aldığı ve dönemin gençlik hareketinin erdemleri ile zaaflarını anlattığı...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Anna Karenina
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Tolstoy'un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy'un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir?...
Hayır De!
Wolfgang BORCHERT
Almanya’da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert’in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. Hayır De!’yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından...
Edebiyat 1 2 3 4 5 6 7 8 >>

Website Security Test